HUZURU BULMA SINAVI

Eşimin tahlil sonuçlarını beklerken gergin, sessiz ve kendimce sabırlıydım. Zamanın önünde eğilmiş, gücünü kabul etmiş bekliyordum. İhtimaller beynimde iki kolonda, olumlu ve olumsuz başlıkları altında ayrılmış, iç sesim iyi ihtimallerin lehine oy vermişti. Öyle de oldu şükür ancak rahatlamamıştım. Kocamı tanıyordum, o da beni. Yapılması gereken küçük operasyon için karar vermesini istedim.

“Çok sabırsızsın.” Dedi. Tetiklendim. Ben mi sabırsızdım?

BEKLE DEMEYİN BANA

Ah be kocacığım! Acelecisin deseydin ya, beni tanıdığı on yedi senedir ne kadar şeye tahammül edebildiğimi beynimde saniyeler içinde hatırlayıp sabırlı olduğumu onaylamanı bekleyene kadar.

Farkındalık sağ olsun, yardımıma yetişti, Despina dur adam onu demek istememiştir dedi içimdeki her çifti barıştıran o teyze. Düşüncelerimi durdurdum, sordum ne demek istemişti?

“Bir şey yapılacaksa, hemen olsun.” istiyorsun dedi. Bir soru, bir cevap, bir farkındalık ve rahatlama… Evet haklıydı, bunu kabul edebilirdim, yapılacak şeyin bir an önce bitirilmesini isteme huyum vardı.

SABIRLA ZAMANIN İMKâNSIZ AŞKI

Sabır, zaman ister, zaman da sabır. Ancak bu ikisinin buluşabileceği tek yer vardır, kaostan ve fanilikten uzak. Bilgelik yolunda, akışta kaçak göçek buluşabilirler ancak, ta ki bir düşünce onları ayırana kadar. Bu aşkın en büyük düşmanı “Endişe Hanım” dır. Tam el ele verecekler, “Ya olmazsa?” diye fırlar, tam birleşecekler, “Doğru olan bu mu?” diye ortalığı karıştırır, havadaki aşk kokusunu dağıtır. Kendi büyüsünü ortaya attı mı huzur dağılır, belirsizlik başlar.

BÜYÜ BOZMA SEANSI

Hemen karar vermezsem, hemen yapmazsam ne olur? diye sordum kendime. Altından “Endişe Hanım” altın dişlerinin ışıltısıyla fırladı. “Şimdi yapabiliyorsun, ne malum sonra yapabileceğin?” Bilinmezlikle ortak çalışıyorlardı anlaşılan. “Ya sonra?” diye büyülenmiş, içim çırpınır halde, dur dedim “Ya bugün yaptığım sonraya uymazsa?” Sihirli soru buydu, endişe kışkırtmalarını da alıp ortadan puf diye kayboldu.

MERAK

Fırsatları kaçırma korkum beni bir meraka itti, başkaları da böyle düşünüyor muydu? Geleceğe güvenmek yerine hemen adım atmaya kalkan bir tek ben miydim? Hemen whatsapp gruplarım yardımıma yetişti, onlara bir anket gönderdim. Bir çekilişte bir ev kazanıyorsunuz ve firma size bir seçenek daha sunuyor ya şimdi bir ev ya da beş yıl sonra iki ev alma hakkınız doğuyor. Yüzde yetmiş beş oranla (yaklaşık elli kişi arasından) arkadaşlarım şimdi bir evi tercih ederim şıkkını seçti. Bu oranı yorumlamaya yetişemeden, cevapların açıklamasında, beş sene sonra ne olacağı ne malum sorgusu, bana da bir rahatlama geldi. Geleceğin bilinmezliğiyle şimdi karar alarak rahatlamaya çalışan sabırsız bir tek ben değilmişim.

TİLKİ TİLKİ SAATİN KAÇ?

Oyunu bilmeyenler için, iki kişi karşılıklı bir mesafede durur ve karşılıklı birbirlerine “tilki tilki saatin kaç?” deyip söylediği kadar adım atarlar, buna yarım adım da dahildir. Ben en başından kazanacağım diye sekiz adım atmayı mı tercih etmeliyim, oyununun gidişine göre kaç adım atacağıma mı karar vermeliyim? Oyunlar, bize hayatı anlatır, oyundaki endişeme cevap olan derslerden biri, en uygun kararların zaman geçip şartlar değişince, yeni duruma adapte edilen adımlar olduğu, diğeri ise her oyun gibi kazanmanın garanti olmadığı. Hayat oyunu süresince de kararlarımızı, her güncellemeye uyarlayabilir hale geldikçe, esneyebildikçe ve zamanın kıyımıza getireceklerine güvendikçe, aceleci ve uyumsuz kararlar yerine o anki duruma sığan patika taşları ekleyebiliriz yolumuza. İşte o zaman akışta ve heyecan dolu kalabiliriz, bilinmezliğin kucağında güvenli ve yeniliklere açık kaldıkça hayat da sıkıcı olmaktan çıkar.

SABIRSIZLIĞIN TAHAMMÜL YÜZÜ

Eşimin sabırsız olduğumu söylemesiyle haksızlık yaptığını düşündüren sabrın diğer anlamı oldu. Acı, haksızlık ve üzücü durumlar karşısında onların geçmesini bekleme erdeminden bahsediyorsak işte bu becerime laf söyletmeyecektim de konuşup durumu kurtardık. Yaşanan her durumda öğrenilecek bir ders olduğunu düşünmek ve buna inanmak insanı bu durumlarda daha dirençli ve umutlu kılıyor. Öğrenmeye ve öğretmeye aşık biri olduğumdan, bu durumların yaşanmamış olmasını tercih etme yani yas dönemini atlattığımda, bana sunduğu yeni bakış açısını fırsat olarak değerlendirmek, yeni yaşama adaptasyonu kolaylaştırıyor. Zor durumlara tahammül etmeyi kolaylaştıran kısa yollar arıyorsak;

  • Tahammül ettiğimiz durumun, kişisel sınırlarımızı aşmadığından, aşıyorsa bunun çok büyük bir değişim olmadığından emin olmalıyız. İstemediğimiz ve hızlı değişimlere tepki göstermemek sabır değil, katlanmaktır ve sürdürebilir değildir.
  • Zorlandığımızı hissediyorsak kendimize koçluk yapıp, sorabileceğimiz sorulardan bazıları: Bu durum en çok hangi tarafımızı zorluyor? Bu konuda esnememize fırsat sunar mı? Sunuyorsa bu değişimi istiyor muyuz? İstiyorsak ilk adımımız ne olmalı?
  • Bu durumu ruhunuzu zorlayarak geliştiren bir spora benzetip, ruh kaslarımızın güçlenmesine yarayacağını bilmek, dayanma gücümüzü artırabilir. Öldürmeyen şey güçlendirir!

SABRIMIZ KAÇ BEDEN?

Kendi halimizde hayat bir yandan akarken, ani gelişen bir sınır zorlamasıyla, ruhumuza giydiğimiz bir tayt gibi esneyip yeni durumun kalıbını alabilecek kadar esneklik ve güç hepimizde var. Ancak sıkan tayt uzun süre giyilirse veya esnemesinden cesaret bulup daha da genişletilmeye çalışılırsa, dikişlerden gelen “cart” sesini duyar duymaz ruh detoksuna başlama vaktimiz gelmiş demektir. Sabrın da bir sınırı var canım! Birden ermiş veya bilge olmaya kalkmak, 150 kilo ağırlığı birden kaldırmaya çalışmak gibidir. Bilgelik yolunda da sabırlı olup ruhunuzun akışını kesmeden, sınırlarımızı gerekirse gözden geçirip gerekenleri sınır dışı etmeksek ruh da patlar.

“Tanrım bana değiştiremeyeceklerim için sabır, değiştirebileceklerim için cesaret, ikisini ayırt edebilmem için akıl ver.”

                                                                                                                     Stoa Duası

“Sabrın var mı? Var var. Cesaret var mı? Var var.

Akıl da var mı? Var var. Ne duruyorsun? Ne yapayım?

Yaşasana!”

Mücadelesiz, akışında, bol kabullü bir yaşam dileğiyle…

Yorum bırakın