DURDURUN DÜNYAYI İNECEK VAR!

Geçen hafta bir ara kendimi, görüşmeme girmeden beş dakika önce eşime evde yapılan influenza testlerinden yaparken yakaladım. Sonucu konusunda endişeliydim çünkü komplikasyon yaşadığı bir ameliyat sonrası sürecindeydi. Oysa ben öğrendiğim teknikler ve farkındalıklarla sakin kalabiliyordum ama kendime sordum. “Bu sakinliğim fırtına geçince de devam edecek mi? Yoksa ruhumda bir hortum da o zaman mı kopacak?”

İzleyene çok komik gelecek bir halde olduğum kesindi. Halime gülebiliyordum çünkü elimde bez, toz almaya çalışırken, aynı anda fırlayan tansiyon için doktorla konuştuktan sonra, oğlanın okulundan gelen kitap siparişleri için elimden bezi kenara bırakmış, siparişimi verirken, evde su kalmadığı aklıma gelmiş, kitap siparişini unutup, su söylemiştim.

Elimde sadece su siparişi, yarım saat sonra beni bekleyen görüşme, ilgi bekleyen bir hasta ve çokça kaça bölünebilirim acaba sorgusu kalmıştı.

HEPİMİZ HAYATIMIZIN JONGLORÜYÜZ

Dört uzuv ve bir beyinle aynı anda havada tabak çevirip, elleriyle halkaları çeviren jonglörlere alkış tutarken, bize kim alkış tutacak? Rahmetli Zeki Müren’in dediği gibi “Alkışlarla yaşıyorum” desek, takdirin ucundan zor gösterildiği, bu hız dünyasında, o da dış etkenlerin insafına kaldıysa, şöyle zamanı durdurmak bazen ne hoş olurdu.

HAYALLER İHTİYAÇLARIMIZDIR

Yedi gün, yirmi dört saatlik bir haftada yetişemediğimizi fark edip bir “pause“ tuşuna bassak ve her şey dursa, önce dinlensek, ardından canımız “tamamdır devam edebilirsin,” dediğinde işlerimizi kolaylaştırıp oynat tuşuna öyle bassak, hayat oyununda mızıkçılık yapmış olur muyuz?

Yüreğimizin ta içini acıtan bir olayda da hızlandırma tuşuna bassak, kabuk bağlayıverse yaralarımız.

Bir nefes aldıran bu hayalin yan etkisi, bilgisayar oyununda bütün kod hileleriyle puan kazanıp, herkesin önüne geçen ama bu sefer de oyundan zevk almayan bir gencin hayal kırıklığına benzeyecektir. Hayat bir oyundur ya hakkıyla oynanan ya da mızıkçılık yapıp kaçırılan.

“Öyle bir yerdeyim ki ne gitmesi mümkün, ne kalması mümkün olan, öylece bir yerdeyim işte. Vazgeçmekle direnmek arasında, akla karanın tam ortasındayım. Kaybetmenin arifesinde, yeni bir hayatın eşiğindeyim. Kalsam canım yanacak, gitsem hayatım! “

                                                                                                                        Mevlâna

Tam da o gitmekle, kalmak arasında olduğumuz kapının eşiğinde, TDK’ ya kulak verip, “yaşamayı sağlayan şartların bütününü” kabul edip, hayat evine girerken, “iyi günde kötü günde, hastalıkta ve sağlıkta” verdiğimiz sözü hatırlamak ve derin bir nefes alıp, bir mola almakta fayda var.

OYUNU DURDURAMAZSIN AMA MOLA ALABİLİRSİN

Oyunun teknik direktörü olarak, ipleri eline alıp maçın en kritik ve aleyhine dönebilecek bu yoğun baskı anında, hakemden bir mola alıp, sistemi tekrar kurmaya vakit bulabiliriz.

  1. Bu yoğun baskı altında hangi alışıldık taktikleri değiştireceğiz?
  2. Yeni duruma faydalı taktikler neler olabilir?
  3. Yeni durumda bırakmamız gereken (kısa veya uzun süreli) alışkanlıklar var mı?
  4. Yeni taktiklere içimizde itiraz eden bir yer var mı? Varsa isteği nedir? Orta yol bulunabilir mi?
  5. Bu taktiklerden hangileri kısa süreli, hangileri uzun süreli uygulanabilir?
  6. Bu kararlardan hangisiyle başlamak, diğer kararlarımızı uygulayabilmemize iyi gelir?

Molaların oyunlarda bir süresi vardır, hayat oyununda da sınırlı süremiz varsa bu molaları, birkaç kere alıp bu soruların cevabını bulmak, belki hayattan gol yemeyi engellerken, hayata sürpriz bir gol atıp daha güçlü çıkmamızı sağlayabilir. Sizlerin de önerileri varsa mesajlarınızı bekliyorum.

Herkese tekerleğin bazen yavaş, bazen hızlı döndüğünü kabul edip hazmettiği bir hayat oyunu dileğiyle…

Essential Blocks for Gutenberg

Add a strong one liner supporting the heading above and giving users a reason to click on the button below.

                                                                         PCC Despina Kamviseli Hanidis.31.03.2024

Yorum bırakın