TENEFFÜS
T.D.K.’ ye göre kelimenin ikinci anlamı olan “temiz hava almak, dinlenmek için verilen ara” dan bahsetmek isterken kelimenin ilk anlamına takılmış buldum kendimi. “Solunum” için ara vermek gerekiyorsa çalışırken ne yapıyor olabilirdik? Ya da çalışmadığımızı zannettiğimiz ama beynimizin bin bir şey ile meşgul olduğu anlarda?
Artık sadece sadece okullarda duyduğumuz bu kelimeye dikkatimi oğlumun bir öğretmeni çekmişti. Öğrenci koçluklarımda çalıştıkları kadar çok önemsediğim bu zaman hakkında bir eleştiride bulunmuştu. “Teneffüslerde gelip bana soru sormuyor.” demişti. Oğlum teneffüslerinde top oynamayı tercih ettiği için çok kez uyarıldım, bunun yerine oturup çalışması halinde daha da başarılı olacağını düşünen özellikle idareciler sayesinde oğlum gerçekten bir şeyi başardı. LGS sınavında yarıştırıldığını hissettiğini, sadece kendisi için not almak dışında bu yarışla ilgilenmediğini çok net şekilde ifade edebilecek kadar ne istediğinden emin olabilmişti. Ona atfedilen “derece öğrencisi” sıfatını istemiyor, düzenli çalışarak ne olacağı konusunda kendini akışa bırakıyordu. Öyle de oldu, aldığı puanın ona sıraladığı başarı adında listelenen okullardan değil, ilgi alanlarını destekleyen bir okulu seçerek yoluna devam etti. Bu kararlılığı başta beni bile zorlasa da, onunla gurur da duyduğum bir yanı oldu. Sınırları netti.

Bunu okuyan ve önünde sınavlar olan anne babalar telaşla “ama en kritik senesi” diyorsanız haklısınız. Bu yıllar hayatları boyunca hatırlayacakları, neleri önemsediğinizi, onları oldukları gibi kabul edip etmeyeceğimizi anlamlandırdıkları, bir yandan da sınırlarını çizip, ne kadar dirençli olduklarını test ettikleri zamanlardan geçiyorlar. İşte tam da bu yüzden öğrenci koçluğu sadece raporlara bakıp, ne “tam puan” dan uzaksa onu ödev vermekten çok uzak, öğrencinin çalışma temposunu keşfettiği, rekabet, çalışma- dinlenme dengesi, sınırlarını tanıması, beceri sınırlarının çizgisine yaklaşması için ona uygun yaklaşımın bulunması gibi ömür boyu yanında taşıyacağı bir sistemdir öğrenci koçluğu.
LGS, YKS, SAT isimler değişir, öğrencilerin bunlara bakış açısı nasıl hiç değişmez düşündünüz mü?
Sistemi tanımayan anne- babalar ve idealist olmayan eğitimciler için ortalama üç tip sınav öğrencisi vardır. Dereceye oynayan, orta bir puanla fena olmayacak bir yere girecek, büyük ihtimalle sınavla bir yere giremeyecek öğrencilerdir onlar. Peki ya bunların sınav senesinden önce çoğu yerde etiketlendiklerini, sene içinde ne kadar “performans değerlendirmesi” yapılırsa yapılsın kategorilerinin değişmesine inancın çok düşük kaldığı zalim gerçeğini kabul mu edeceğiz?
Her sınav dönemindeki çocuğu, ne kadar umursamaz gözükse de o son deneme sınavının puanını bir sonraki deneme sınavına kadar ismi gibi tepesinde taşırken, ona bundan ibaret olmadığını, bunun tek bir sonuç olduğu hatırlatılıp, bunun sebep ve sonuçlarını konuşmak ve plan yapıp bir genci rahatlatmak yerine, “yapmadıklarının” faturası önüne konur. Fatura ödeyebilenin önüne konur. Bir genç ise yaptıklarının veya yapmadıklarının sonuçlarını değerlendirecek kadar tecrübeye sahip olmadığı için, dinlenmesi beklenen teneffüste neden çalışması beklendiğini anlamaz. Bir teneffüs sonuç takıntılı birinin gözünde bir soruyken, süreç odaklı birinin gözünde sonraki on soruya odaklanabilmektir. Sınavlar yüz metre koşusu değil bir maratondur.

Haydi gelin, o teneffüsü kendinize de verin… Yetişkin, çalışan, öğretmen, anne, baba, rehber öğretmenler… O teneffüsü aldığınızda, vücutta artan oksijenle biraz açılır, önünüzdekinin yolda yardıma ihtiyacı olan, hemen sözlerimize dikkat etmeye başlamazsak, dinlenince kendine kızan bir yetişkin adayı yarattığımızın belki farkına varırız. O gencin o sınavdan hem başarılı hem de yetişkinlik yolunda kendine dair birçok şey öğrenip, hem de ruhen sağlam olarak çıkması mümkün. Durmadan çalışan bir makinenin çok çıktı vereceği kesinliğine karşı çıkmadan, hatırlatmak isterim ki her makinenin belirli bir toplam çalışma süresi vardır. “Bu sene çalış, sonra dinlenirsin” diyenler bir yıl boyunca tıka basa yemek yiyip sonraki yıl vücutlarına yaptıklarını ertesi yıl tamir edebilirler mi?
Haydi biz de önümüzdeki sınavları düşünüp, kendimize de teneffüs izni verelim. Belki ancak o zaman çalışanlarımıza, çocuklarımıza, öğrencilerimize de bu izni kolaylıkla verebiliriz.

Not: Bu yazımda araştırmalara yer vermeden, bir gencin yaşadığı baskıyı dile getirdim. Daha spesifik alt başlıklarda onlardan da bahsetmek üzere…
PCC Despina Kamviseli Hanidis


