DEĞİŞİM ANSIZIN MI GELİR?

“Söylesene sen daha büyüksün yani bilirsin hiçbir şeyin kalıcı olmaması seni de endişelendirmiyor mu? Büyüyüp böyle önemli şeyler için endişelenmemeyi iple çekiyorum.”[1]

Disney’ in Karlar Ülkesi karakterlerinden Olaf, bir kardan adam olmasına rağmen güneşli havada dahi gezip, hayatın keyfini çıkarma özelliğini elde etmişken, ağaçtan düşen bir yaprak ona değişimi hatırlatır. Ondan yaşça büyük ama henüz genç arkadaşına bu soruyu tüm içtenliğiyle sorup aldığı cevapla rahatlar ve gelecekte değişimden korkmayacağını ümit ederek güzel günün tadını çıkarmaya devam eder ama gelecek sandığı anlar yaşadığı anın bir adım ötesinde milisaniyeler aralığındadır. Belki de geçmişinde?

Biraz akıllarımızı karıştırıp düşünelim. Bizim gelecekte karşılaşacağımız olay aslında şu anda da gerçekleşmekte midir? Geçmişte de olmaya devam etmiş midir? Değişim sadece gelecekle ilgili bir kavram mıdır?

“Kariyerimde değişiklik yapmaktan korkuyorum.” Bu cümle ilk seanslarımda pek sık duyulan bir cümle değildir. Çoğunlukla kariyer koçluklarında, “Aslında işim iyi ve değiştirmek istemiyorum.” benzeri cümlelerle başlayan serüvende, bu örnek cümleyi inceleyip, geçmiş, şimdi ve gelecek kavramlarını anlamaya çalışalım mı?

Kişi bir profesyonelden veya yakınından ya da en yakını olan kendinden cevaplar aradığında, önce durumu ortaya koyar. Bu örnekte şimdiki durum, işinin iyi olduğu ve değiştirmek istememesidir. Kişi bu cümlesinde her zaman samimidir. Burada sorulması gereken bir insan yüzlerce şey söyleyebilecekken bu cümleyi seçerek ne demek istediğidir. Kişinin bu konuyu masaya getirmesi geçmişten gelen sebep- sonuç ilişkileriyle şekillenmiştir. İşinin “iyi” olduğu kanısına geçmiş deneyimlerinden ulaşmış, bugün değerlendirmektedir. “Değiştirmek istemiyorum” duyurusu ise gelecekte ne yapmak istemediğini anlatır. Kafamız karıştı mı? Güzel çünkü taşların yerine oturması için önce bir sarsılmaları gerekir.

DOĞRU CEVAPLAR İÇİN DOĞRU SORULAR

Koçluk doğru soru sanatıdır bence. Dolayısıyla ister dışarıdan biri ister kendi kendimize olsun, aynı cümleden nereye varabileceğimize bir yolculuk olsun bu yazı. “Kendine Koçluk” eğitimlerimi insan koçunu hep yanında taşıyamayacağı için değerli buluyorum. Gelelim sorulara, her insana, her duruma farklı bir soru gelecektir ancak adı üstünde örnek durum, bir tür örneğin üzerinden gidelim.

Söylem: Aslında işim iyi, değiştirmek istemiyorum.

  • Aslında dediğini duydum, asıl bu durumda senin için ne demek? (Geçmiş faydalar)
  • İşim iyi derken on üzerinden puanlasan kaç verirdin? Bunu hangi özelliklerine verirdin? (Bugünkü fikir ve hisler)
  • Değiştirmek istemediğin nedir? (Gelecek belirsizliği)

Yazarken bile içim taşıp duruyor, kim bilir ne cevaplar gelip, neler düşünülüp, neler çalışılıp neler çıkacak? Hangi duygu, hangi düşünce kalıbı, hangi sorumluluklar sığdı bir cümlenin içine?

Koçluk şapkamı kenara atıp, naçizane önerim “kişisel gelişim” merakıyla ağzınızdan biraz daha önemli görünen her cümleye bu araştırmayı yapmaya kalkmamanız. Özellikle kapitalist düzende, akan iş hayatlarımız, benliğimizi bulma çabalarımız, yetişilmesi gereken sosyal hayatlarımız, doyurulması gereken bir sistemde yaşamayı seçtiyseniz bu odaklanma zamanınızı gerçekten kilit cümlelerde kullanmayı da en iyi öğretmen olan zaman öğretecektir.

Biraz da günümüzün modası “overthinker” olmanız durumunda doğru soruların sorulmaması, vaktinde sorulmaması ya da siz hazır olmadan sorulması halinde çözeceğimiz düğüme birini daha eklemeniz an meselesi olabilir.

Her duruma uyan, tek beden, unisex, her cebe, her kişiye uyan cevaplarım yok ama herkesin her durumun içinden, o dönem için en şekilde çıkmasının yolu olduğuna tanıklığım var. Geçmişimizin bugünü hazırladığı, bugünümüzün de geleceği şekillendirdiğini düşünerek, geleceğimizi şekillendirmede, etkili olamayacağımız ne olabilir? Tabi ki değiştiremeyeceklerimiz, başka deyimiyle başımıza gelenler. İşte Olaf’ ın dediği gibi “böyle önemli şeyle riçin endişelenmeyi bırakacak kadar büyümek” için önce yetişkin olmamız gerekecektir. Yetişkin kimdir? Nasıldır? Akıl yaşta mıdır başta mı, yoksa kalpte mi? Onu da bir sonraki yazımda paylaşmayı iple çekiyorum.

Müsaadenizle benimde endişelenmeyi bırakmaya karar verip, yol haritamı çizeceğim şeyler var. 😊

Güzelliklere vesile olacak uyanışlar dileğiyle…

PCC Despina Kamviseli Hanidis

Not: “Kendine Koçluk Eğitimi” interaktif olacağı için katılım on iki kişi ile sınırlıdır. Ocak 2026 ayının, ikinci haftasında başlayacaktır. Bilgi için www.vimacoaching.com sayfasından iletişime geçebilirsiniz.


[1] Karlar Ülkesi 2 veya stilize hali Karlar Ülkesi II, Walt Disney Animation Studios tarafından üretilen Amerikan animasyonlu bir müzikal fantezi filmi. 

KOZMOSUN ÇOCUKLARI

person holding world globe facing mountain

Yazma derslerimden birinin son dakikaları… Bana her seferinde ilham veren, güzel kadın grubuna, “iyi akşamlar,” deyip, bir kahve içmeme beş kala, hocamız yazarlık halleriyle ilgili bir örnek vermek için yazısını okumaya başladı.

Yazısının rotası bambaşkaydı belki ama ilk bölümünde anlattığı çocukların oyun kuruşu ve etrafındaki yetişkinlerin onlara yaklaşımı, gözlerim uzağa dalarken önümde, tam HD ekran canlandı.

Bugünün annesi, geçmişin oyun kuran çocuğu olarak, iki kimliğim arasında gidip gelip, eşyalara yüklenen anlamı gözlemledim. Çocuk oyun kurarken, hevesli hevesli, etrafta senaryosuna uygun eşyaları, seçip yerleştirirken, yaşanmışlıkların yorgunluğuyla, anne, sessizce, “evin dağılışını” izler.

Çocukken “hayatı ne kadar ciddiye alıyorlar,” diye ebeveynlerimi sıkıcı bulduğum anlarla, bugün sıkıcı bir olaydan sonra, suratımı asıp, hayatı kaçırmaya izin verişim, üst üste oturdu. Onlar aralarında “Sen anlamıyorsun,” “Sen de bilmiyorsun,” diye çekişirken, içimdeki bilge “durun” dedi.

“Bunun dünyadan haberi yok,” dedi yetişkin. “Her şeyi oyun sanıyor.”

“Onun hayalleri yok,” dedi çocuk. “Her şeyi bildiğini sanıyor.”

Çocuklarınızın zeki olmasını istiyorsanız onlara peri masalı okuyun, daha da zeki olmasını istiyorsanız, daha da çok peri masalı okuyun

Albert Einstein

Benim içimdeki bilge sesini pek çıkarmaz, gülümseyerek anlatır. Bir sırıtışla yetişkin tarafıma döndü, yetişkin tarafım, yine çocuğun saflığına, toplumca dokunulmayışına, yenik düştüğünü anladı.

Çocuk, oyun kurarken, yeni yıkanmış çarşafı çatı, özel seri vazoyu kale, taksiti bitmemiş koltukları duvar, o güzelim ütülü örtüyü halı yapmak ister. Çocuk, henüz, ailenin peşine düştüğü, malını kurtarma derdini tanımadığından, seçimlerine müdahale edilmiş hissedip yaygarayı koparır. Aile hemen adını koyar 2 yaş krizi, 4 yaş krizi vb… Sakinleşmesini bekler, ardından çocuğu teselli etmeye çalışırlar. Oysa çocuk yastadır. Evini kaybetmiştir, onunla kurduğu hayallerle beraber…

Durumu hemen tersine de çevirelim. Ebeveynler, hayat yolculuklarında kendilerine arkadaş seçer, eş seçer, ev seçer, içine eşya seçer. Biz, o lego evleri kurar gibi parça parça eşyalar alır, hayallerimizi de onlar üzerinden kurarız. Bahçeli evimizin hamağında yapacağımız keyif, salonun rahat koltuğunda dinlenme planları yaparken, bir anda bir haber gelir.  Ya da çocuğun başına gelen üzerinden düşünelim mi?

MADALYONUN ÖTEKİ YÜZÜ

Biri, gündelik hayatımızı devam ettirip, yeni planlar yaparken, gelip, evimize el koysa, içinde ne varsa kaldırsa, alsa, biz yaygarayı koparırken, oturup bir de sakinleşmemizi bekleyip, bizi teselli etse, biz de çocuklar gibi, çabuk unutup, yeni hayallerle devam edebilir miyiz?

Bizler, yetişkinler, malzemeleri birleştirip evler yapıp, önüne arabalar koyarak, değişik kostümler giyip, gün içinde birçok rol değiştirirken, evren de bizim hayallerimizi anlamıyor olabilirdi.

 “Samanyolu mu? Evren içerisinde bu galaksiler, bir kumsaldaki kum taneleri gibidir. Hiç kumsala gittiğinizde, özel bir kum tanesine diğerlerinden fazla önem veriyor musunuz?”

                                                                                                     Çağrı Mert Bakırcı*

Sadece yüzde beşi keşfedilen evrende bile, Dünya, net görüntülenemeyecek kadar küçükken, onun da içinde minicik kalan bizlerin, minnacık eşyalara verdiğimiz değer ve sahiplenme, oradan çok komik gözüküyor olmalıydı. Her eşya ve sahip oluşun, bize yüklediği endişenin farkında olmadan, onları, hayatın gerçeği, hayallerimizi ise çocuk işi sanıyorduk…

YİNE YENİ YENİDEN

O oyuncak yerine koyduğu eşyalar önünden toplanan çocuk da kayıp yaşamaktadır, depremde evini kaybedip hayatta kalan yetişkin de.

Sorgu bundan sonra başlar. “Bu benim başıma neden geldi? Şimdi her şeyi baştan mı yapacağım?”

Kurduğu oyunu ve hayalleri yıkılan çocuk ağlar. Sebep diye anlatılanlara, boş gözlerle bakar. Sessizleşince, tekrar oyun kurduğu yere yavaşça gider, bozulanı düzeltecekken, eskiye özlem gelir. “Ben eski halini istiyorum.” Elindekini fırlatıp, oyun alanını terk ederken, bir daha ağlamaya başlar çocuk. Susana kadar uzaklaşıp oyun alanına bakar. Ölümsüz ruhunun hediyesi, hayal gücü, zamanla kırılan kalbini sarıp sarmalar. Temkinli ve meraklı adımlarla, burnunu çeke çeke, tekrar bozulmasından korktuğu yeni bir oyun kurar ve zamanı unutur, tıpkı evrenin, kendini milyarlarca yıldır, yıkıp baştan yarattığı gibi. Anlamı aramak yerine akışta anlam yaratarak…

“Sen, kendini bir süreliğine kendini insan olarak ifade eden evrensin.”

Eckhart Tolle

*https://evrimagaci.org/mutevazilastirici-bir-deneyim-dunyanin-evrendeki-konumu-ve-adresi-3010

Koçluk Nedir?

koçluk nedir? Despina Kamviseli Hanidis

Koçluğu anlatmak, sistemi bilmeyenlere tanıtmak her seferinde beni heyecanlandırıyor çünkü ilk koçluk alma deneyimimden sonra toparlanıp bu çözüm ve fikirlerin nasıl bu kadar net geldiğini, o zamana kadar bilmeme rağmen nasıl zihin seviyeme çıkıp birleşip bir sonuç yaratamadıklarını anlamamıştım ve şaşkındım. Biraz önce konuşan bendim, tam olarak ben ve kendimin farkında olamadığı daha kaç bilgim, deneyimim, fikrim isteğim vardı çok merak ediyordum.

Arkası benim koçluk eğitimimle devam eden, sisli bir zihin ve ruha ışık tutuldukça bazen işime gelmeyip, yapmak isteyip adım atmam gerektiğini bilmemle sonuçlanan derin iç çekişlerim, bazen de Arşimet gibi sokaklara çıkıp “Evreka” diye kendimi buluşumu haykırışlarımla devam etti.

Öncelikle kendim koç değil bir coachee (koçluk alan kişi) olarak, daha önce psikolog ve psikiyatra gitmem gereken durumlarda düzenli bir şekilde bunları takip etmiş ancak davranışsal ve pozitif psikoloji, motivasyon, ilerleme, kendi sıkışıklığın içinden kurtulmada, aldığım onda eğitimi de katarak kendimi tanımama -patolojik bir sorun olmadığı sürece- bu kadar etkili bir araç ve sistem daha deneyimlemedim. İşimi de bu sihri (sihir zaten var olanın ortaya çıkışı değil midir zaten?) başkalarının da yaşamasını, özellikle zorlayıcı değişim ve dönüşüm zamanlarında koçluk sisteminden destek almasını gönülden isteyerek yapmaya devam ediyorum.

İhtiyacım Olan Koçluk mu? Nasıl Anlarım?

Özellikle kısır döngülere girdiğimizde kararsızlık seviyemiz artar ve destek isteyeceğimiz yere de karar veremez olabiliriz. Burada gerekirse ortak çalıştığımız veya koçluk seanslarına coachee ile de anlaşıp ara verdiğimiz durumları anlatarak, bir psikoloğa veya psikiyatra mı ihtiyaç duyuyoruz, bir koça mı veya hiçbirine mi bunu nasıl anlarız konusuna açıklık getirmek istiyorum.

Öncelikle koçlar psikoterapi yapmazlar ve yetkin oldukları alan dışında kaldığı için de ICF etik kurallarına göre de yapmaları yasaktır. İşte tam da bu yüzden akredite dediğimiz uluslararası bir koçluk kurumundan aldığı onayla çalışan bir koç seçmek önemlidir. Psikoterapi veya ilaç tedavisini ihtiyacınız olduğuna karar verilirse koçla çalışmayı, ortopedist yerine kırık çıkıcıya gitmeye benzetebiliriz. Etik kurallarına bağlı profesyonel bir koç bu konuda kimya görüşmesi dediğimiz ilk ve tanışmak için yapılan bir görüşme sonrası konunuzun koçluk konusu olup olmadığını ve eğer gerekiyorsa ve siz de izin verirseniz sizinle çalışmadan önce ruh sağlığı uzmanlarıyla görüşmenizi önerebilir.

Burada koç bunu neden yapsın diye düşünebilirsiniz… Profesyonel bir koç, bir diş hekiminin kalp ameliyatı yapmayacağı gibi kendi yetkinliklerinin farkında ve karşısındakinin iyilik halinden de sorumlu olarak davranacaktır. Ayrıca bilmelisiniz ki Türkiye’de ICF Türkiye’ ye kayıtlı her koç hakkında etik kurallara uymaması hakkında bildirim de yapabilirsiniz.

Ben Psikolog, Psikiyatr İstemiyorum Koçlukla Devam Etsek?

Henüz bu dallara başvurmanın bir böbrek veya cilt sorunu gibi olmadığı ülkemizde bazen böyle ısrarlarla karşılaşabiliyoruz.  Koçluğun temel değerleri çok kadim değerlere dayanır ve yüzlerce saat eğitimden geçen ve binlerce saat deneyimi olan bir koç bu durumla rahatlıkla başa çıkacaktır.

Koçluk Sistemiyle Çalışılabilecek Konular ve Durumlar Nelerdir?

Koçların eğitim hayatının başlarında sıklıkla beyinlerine kazınan bir cümle vardır. “Koçluk konuya değil, kişiyle yapılır.” Dolayısıyla sayısız insan kadar, sayısız konuda koçluk yapılabilir. Koçluk sistemiyle bizler, o konunun altındaki isteği, duyguları, kalıpları dinleriz ve kişinin bunları fark etmesi için teknikler uygularız. Evet, direkt söylemeyiz, klasik benzetmeye gelirsek yumurtayı dışarıdan çatlatırsak hayat biter o yüzden yumurtanın gelişip içten çatlamasına eşlik ederiz.

Yine de popüler koçluk konularını başlıklar altında toplarsak;

  • Motivasyon eksikliği
  • İsteksizlik
  • Değişim zamanlarında zorlanma
  • Kendini keşfetme
  • Kariyer seçimi
  • Kendini “kendi” gibi ifade edebilme
  • İlişkilerde zorlanma
  • Bir proje boyunca ilerleme ve planlamada sıkıntı
  • Sınava hazırlanmada kendi becerileriyle sistemi uyumlandırma,

aklıma gelen birkaç konu oluyor. Değişim zamanları derken kaç değişik ihtimal olabileceğini düşünün mesela… 😊

Koçluk Sistemi Neye Dayanır?

Koçluk sistemi bu konuda profesyonel olmak isteyen için ön kabullerle başlar ve bana göre en değerlisi her insanın biricik olduğu ve potansiyeliyle geldiği ön kabulüdür. Koçlar dinleyerek çalışırlar, bizler sizi dinlerken tamamen söylediklerinize, söylemek istediklerinize ve vücut dilinize konsantre olarak heybemizdeki bir çok çalışma ve geri bildirim yöntemiyle coachee’ye ayna tutarız. Sizleri dinlerken bizim kişisel hayatımızdaki – varsa- doğrular, yanlışlar, “-meli , – malı” lar silinir. Başlıca görevimiz boş ve sakin bir zihinle sizleri her görüşmede bir çocuk merakıyla dinleyip, gerekli yerlerde doğru ve güçlü sorularla zihin, ruh ve bedeninizde olanları beraber gözlemlemek ve tam da yerinde araçlar dediğimiz psikoloji ve nörobilime arka planlı çalışmalardan faydalanarak ilerlemektir. İlerlemek… Çünkü koçluk başı, ortası ve sonu olan, ölçülebilir bir sistemdir.

Kimya Görüşmesi

İster yönetici koçluğu olsun, ister öğrenci, ister ilişki koçluğu ya da insana dair hangi koçluk olursa olsun, kişinin veya kurumun araması üzerine koçluk yapılacak kişiyle koç bir kimya görüşmesi gün ve saati ayarlar. Özellikle İstanbul gibi trafiğin %90 lara çıktığı bir şehirdeyseniz veya İstanbul dışı bir yerden, dünyanın her yerinden online olarak kimya görüşmesi yapmak ve koçluk almak mümkün. Pandeminin başlamasıyla bu başlarda sorgulanırken, koçluk sisteminin kişiyi gözlemleyebilmesi ve dinlemesine yarayacak Zoom , Microsoft Teams ve benzeri uygulamalarla 2020’ den beri çoğu koçluğumu kişilerin isteği üzerine online platformlarda yaptım. Dolayısıyla trafik ve vakit sizi düşündürmesin. 😊

Kimya görüşmesi ücretsiz olarak yapılan koçun ve coachee’nin (bu kelimenin Türkçe’ si müşteri olduğu için bu kelimeyi kullanmayı sevmiyorum.) uyumunun karşılıklı test edildiği bir tanışma, koçluk sisteminin işleyişinin anlatımı ve coachee’nin konusu hakkında bilgi alınıp nasıl ilerlenebileceği, öncelikle kaç seansın planlandığı gibi konuların da konuşulup coachee’nin koçunu, koçun da coachee’sini seçmesine olanak tanıyan, sonucunda iki tarafın da beraber çalışıp çalışmamaya karar verirken tamamen özgür olduğu bir görüşmedir. Görüşmeden sonra uyum yakalanır ve beraber çalışmak istenirse, koç, etik kuralların, kişinin bilgilerini saklı tutmakla yükümlü olduğunu da belirten bir sözleşmeye anlaşılan gün ve saatleri de ekleyerek coachee’ye gönderir. Ve sihir başlar…

Koçluk Görüşmesi Sırasında Neler Olur?

Her koçluk görüşmesinin belirli aşamaları vardır, bunlar tek tek bildirilmese de, ölçülebilir bir sistemde kalmak adına koç bu süreci yönetmekle yükümlüdür. Coachee’nin konusunu öğrendikten sonra onu dinleyerek coachee için anlamını sorgular, araştırır, görüşme başında ulaşmak istediği yere puanlayarak ne kadar yakın olduğunu sorabilir, görüşme ilerleyip anlam sorgulamaları, merak, duygu değişimleri, kalıpların farkındalıkları havada uçuşurken koç bunları dikkatiyle bir arada tutar ve değişim gözlemlerse paylaşır ve son bölümde kararlar ve taahhütler bölümünde bu seanstaki farkındalıklarla coachee’nin neler yapabileceğini, karar alıp almak istemediğini eğer bir yeni hareket taahhüdünde bulunursa, iki görüşme arasında takip isteyip istemediğini sorar ve coachee isterse iki görüşme arası coachee’nin taaahüdünde nerede olduğunu sorabilir. İki kişinin de onaylamasıyla bir seans biter ve bir sonrakine kadar yeni farkındalıklarla bir hayat devam eder. Genellikle koçluk seansları konuya göre değişmekle beraber 4 ila 10 arasında gerçekleşir. Eğer bu bir süreç koçluğuysa düzenli olarak uzun bir zaman da devam ettirilebilir, bu karar tamamen koçun önerisinden sonra gelen coachee’nin kararına bağlıdır. Coachee’ nin koçuna güvenmediği bir koçluk görüşmesi sıklıkla tıkanır, bu yüzden güven ve uyum esastır.

Koçluğu Deneyimlemek İstersem?

Bunları okuduktan sonra bir koçtan seans almanızın faydalı olacağını düşündüyseniz @despina@vimacoaching.com adresinden benimle veya mutlaka akredite bir koçtan kimya görüşmesi randevusu alarak potansiyelinize ulaşmak ve kavuşmak için harekete geçebilirsiniz…

Farkındalık dolu bir hayat dileğiyle…

Sevgilerle,

PCC / Despina Kamviseli Hanidis